Mayıs 03, 2013

Eldest ~ Christopher Paolini


Bu denli geciktirdiğim için sahiden üzgün olduğum bir yorum olacak bu. İlgilenmek gereken onca meşguliyet arasında o kadar az zaman ayırabilip nihayet bitirebildiğim Miras Döngüsü'nün ikinci kitabı, sonuna kadar hak ettiği esaslı bir övgüyü şimdi sunduğumda beni affedecek umuyorum.


Bu yorumu okumadan önce serinin ilk kitabı olan Eragon hakkında bir fikir edinmek için burayı ziyaret edebilirsiniz. "Kitabı da yorumu da çoktan okudum ben," için buyurun Eldest incelemesine:

Eldest, Eragon'un bittiği zamandan üç gün sonrasıyla açıyor bize kapılarını. Farthen Dûr saldırısından sonra Varden toparlanmaya çalışırken hiç beklemedikleri yeni bir sürpriz Ajihad'ın ölümüne, İkizler ve Murtagh'ın da tünellerden kaçırılmasına ve daha sonra öldü sanılmalarına sebep oluyor. Ajihad hak ettiği gibi defnedilirken yerini kızı Nasuada'nın alması konusunda Varden'in Yaşlılar Konseyi -biraz da menfaatleri doğrultusunda- teklifte bulunuyorlar. Nasuada Varden'in yeni lideri olarak görevine başlarken Eragon da ilk kitabın sonundan hatırladığımız Ellesméra yolculuğa çıkmadan önce Nasuada'ya sadakat yemini ediyor.

Arya ve Orik'le birlikte Ellesméra'ya doğru yola çıktıktan bir süre sonra yol üzerindeki cüce şehri Tarnag'a uğrayan Eragon buradaki bir klan tarafından hiç beklemediği kadar sert ve kin dolu karşılandığı için Tarnag'da bulunduğu süre zarfında hayatı için fazladan tedbirler almak zorunda kalıyor. Ancak onu hoş karşılayan klan Eragon'a Tarnag'dan ayrılmadan önce işine çok yarayacak bir armağan sunuyor: Gannel'in verdiği, kristal bakışla görülmeyi engelleyen kolye.


Yolculuk sırasında Orik, Kral Hrothgar adına Eragon'a Durgrimst Igneitum olması için teklifte bulunuyor. Etraflıca düşündükten sonra Saphira'nın da onayıyla Eragon artık bir Durgrimst Ingeitum olarak bütün cüce haklarına da sahip duruma geliyor.


Uzun süren bir yolculuktan sonra Du Weldenvarden'a varan Eragon Ellesméra'ya vardığında daha önce hiçbir yerde görmemiş olduğu doğayla mükemmel bir uyum içerisinde olan elf şehrine hayran kalıyor. Burada Kraliçe Islanzadi ve Togira Ikonoka (Sağlam Olan Sakat) ile tanışıyor. Kraliçe Islanzadi'nin Arya'yla olan bağından burada bahsedip çok fazla şey de söylemiş olmak istemiyorum; amaç kitabı okutmak en nihayetinde. :P


Eragon ve Saphira çok geçmeden "Sağlam Olan Sakat" olarak bilinen Oromis ile derslerine başlarlar. Bu sırada Oromis'in de bir Süvari olduğu ortaya çıkar. Ejderhası Glaedr ile birlikte Eragon ve Saphira'yı eğitirler. Bir yüzyıl boyunca Oromis, Süvarilerin mirasını aktarabileceği biri gelen kadar Galbatorix'le karşılaşıp ölmemek için elf diyarı Ellesméra'da saklanmıştır. Glaedr'in ön ayağı sakattır, Oromis'in ise güçlü büyüler yapmasına izin vermeyen bir hastalığı vardır ve bu yüzden sürekli nöbetler geçirir. Eragon ve Saphira'nın eğitimleri sırasında da bu nedenle Oromis sadece "söyleyen" ve "yaptıran" taraf olarak kalır; alıştırmalara pek katılamaz.


Günler hızla ve eğitimle geçtikçe Eragon antik dilde, okuma yazmada, kılıç dövüşlerinde, meditasyonda ve daha birçok şeyde ustalaşmaya başlar. Eragon, Farthen Dûr'daki saldırı sırasında Shade Durza'yı öldürdükten sonra bunun, onu bu yaptığına neredeyse pişman edecek bir bedeli olduğunu fark etmiştir: Shade'in, sırtında açtığı kılıç yarasının büyülü bir yara oluşu. Oromis Eragon'u daha fazla zorladığı her gün Eragon'un acı nöbetleri daha çok ve daha katlanılmaz hâle gelir.


Elflerin Agaeti Blödhren diye andıkları, çok eski zamanda elfler ile ejderhalar arasında olan savaştan sonra imzalanan barışı anmak için yaptıkları Kan Yemini Kutlamaları'nın günü gelir. Eragon biraz da bu kutlamaların büyüsü ile sarhoş olmuşken Arya'ya karşı hislerini ona anlatır. Fakat reddedilince büyük bir üzüntüyle baş başa kalır. Arya bu olaydan sonra derhâl Varden'a dönmek için hazırlık yapar ve Agaeti Blödhren biter bitmez yola çıkar.


Eragon bir süre daha Oromis ile eğitime devam ettikten sonra kristal bakışla Nasuada'yı ve Varden'in durumunu görmek için baktığında Nasuada'nın Varden'i Surda'ya taşımış olduğunu ve Kral Galbatorix ile büyük bir karşılaşmanın arifesinde olduklarını görür. Onu haberdar etmedikleri için Kraliçe Islanzadi ve Oromis'e önce öfkelenir, sonra haklı gerekçelerini fark ederek boyun eğer; ancak yine de hiç vakit kaybetmeden bağlılık yemini ettiği Nasuada'nın yanına, Varden'ın yardımına koşar.


***


Eldest, ilk kitapta olduğu gibi yalnızca Eragon'un üzerinden gitmeyen bir kitap. Eragon ile ilgili bölümler okuduğumuz kadar aralara serpiştirilmiş Roran bölümleri de okuyoruz. Eragon'un Saphira'nın yumurtasını bulup kaçmasından sonra Carvahall'ın başına gelmeyen kalmamıştır. Önce Garrow ölmüş, sonra da köyü Ra'zac ve askerler basmıştır. Galbatorix'e göre Roran'ın onun elinde esir olması Eragon'u kendisine getirecektir; ancak köy Roran'ı askerlere teslim etmez. Galbatorix de pes etmez. Roran'ın evlenmek üzere karar aldığı Katrina'yı kaçırır. Kralın bu inadı sayesinde Roran'ın içinden yeni bir kahraman ve lider yüzü çıkar. Tüm Carvahall ile birlikte önce Teirm'e, oradan da Surda'ya varma amacındadır; Varden'e katılıp köyü onlara emanet ettikten sonra Katrina'yı kurtarmaya gidecektir.


Roran ve köy Teirm'e vardığında Brom'un eski dostu, Eragon'u da tanıyan Jeod ile yolları kesişir. Jeod sayesinde bir gemiye el koyup Teirm'den Surda'ya yolculuklarına başlarlar. Jeod Roran'ı tanıdığı anda Eragon ile ilgili her şeyi kuzenine anlatır. Roran duyduklarına inanamaz; Eragon bir Süvari mi olmuştur?


***


Jeod, Roran ve tüm Carvahall Surda'ya vardığında kendilerini inanılmaz bir savaşın ortasında bulurlar. Roran karaya ayak bastığı sırada savaş, her iki tarafında lehine dönebilecek durumdadır. Eragon da bu sırada Surda'ya varmış, savaşta Varden'e yardım eder durumdadır ve üzerinde hangi tarafın müttefiki olduğunu belli eden bir bayrak bulunmayan ve kıyıda bulunan gemiyi düşman addederek Saphira ile birlikte saldırıya geçer. Bu sırada Roran ile göz göze gelirler ve ilk kez karşılaşmış olurlar. Roran'ın Eragon'a soracak çok fazla sorusu vardır ama zamanı değildir. Eragon savaşa geri dönerken Roran'a orada, gemide kalmalarını ve savaşa karışmamalarını tembih eder. Eragon savaş alanında geri dönerken İkizler'in Varden'e var güçleriyle saldırmakta olduğunu görür; ve öldü sandığı adamları karşısında görünce büyük bir ihanete uğradıklarını anlar: Ajihad'ın ölümüne de müttefik sandıkları İkizler sebep olmuştur.


İkizler sayesinde savaş Galbatorix'in lehine dönerken Roran sinsice yaklaşıp çekiciyle iki adamı da katleder. Varden bundan güç alarak toparlanır. Roran ve Jeod'un el koyduğu gemiden de mancınıkla saldırı başlar. Kralın ordusu afallamışken Galbatorix herkesi şoke edecek bir sürpriz yapar: Kırmızı bir ejderhanın üzerinde yeni bir Süvari.


Yeni Süvari'nin ilk hareketi, daha yeni yardıma gelmiş olan Kral Hrothgar'ı öldürmek olur. Bunun üzerine Eragon yeni Süvari'yle karşılaşır. Ancak bu yeni Süvari, her nasılsa Eragon'dan çok çok daha güçlüdür ve çok büyük enerjiler gerektiren büyüleri hiç zorlanmadan yapabilmektedir. En nihayetinde Eragon, bu Süvari karşısında yenilir; ancak kılıcını döndürüşü tanıdık gelen bu yabancının miğferini anlık bir hareketle çıkarmasıyla yeni bir şok yaşaması bir olur. Yeni Süvari Murtagh'dır! Ve Galbatorix'e karşı antik dilde bağlılık yemini etmeye zorlandığı için artık onun kölesi durumundadır.


Murtagh Eragon'u yendikten sonra, Brom'un Eragon'a -kendine ait kılıcı yapılana kadar- verdiği Tövbekâr Morzan'ın kılıcı Zar'roc'u, kılıcın Morzan'ın en büyük oğlunun mirası olduğunu söyleyerek ondan zorla alır. İşte bu esnada Murtagh'ın ağzından öyle şok edici bir şey çıkıyor ki, birkaç dakika boyunca ağzım açık aynı satıra bakmaktan başka bir şey yapamadım ben.


***


Kitabın içeriği ile ilgili son olarak Eragon ve Roran'ın kavuşup uzun uzun konuşmalarından oluşan bölümden bahsetmek gerek. Roran'ın yalvarma raddesine gelmiş ricası üzerine Eragon Roran'ın Katrina'yı Ra'zac'ın elinden kurtarmasına yardım edeceğine ve hem Garrow'un hem de tüm köyün kaderinin intikamı alınacağına dair bir söz veriyor.


***


Şahsî yorum olarak da söylemek istediğim birkaç şey var. Bu kitabı Eragon'dan daha büyük bir saygıyla okuduğumu söylemem gerek. Elbette Eragon'u 15 yaşında yazabilmiş biri olmasından ötürü Christopher Paolini'ye saygım sonsuz; ancak Eldest'te de bu "çocuğun" büyüdüğünü çok net görebiliyoruz. Çok daha doyurucu tabirler ve betimlemeler bizi bekliyor Eldest'in içinde. Küçük bir eleştirim yalnızca "Eldest" kelimesine olabilir. Ben tüm kitabı okurken bu kelimenin ne anlama geleceğini, ne zaman karşıma çıkacağını merak ettim; yalnızca "yaşça en büyük" şeklindeki İngilizce gerçek anlamı olduğunu gördüğümde hafif bir hayal kırıklığı yaşadım; ama o kadar da olur!


669 sayfa boyunca, keyifli okumalar efendim! *\o

2 Yorum:

Damla Çakır dedi ki...

bir kitap bu kadar güzel anlatılır ...^^ miras döngüsünü herkese tavsiye ederim :)

Hera Eheres dedi ki...

Tavsiyeniz benim de tavsiyemdir efendim. :P

Teşekkür ederim, yorumunuza. Size hitap edebildiysem ne mutlu. ^^

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Hera Eheres. Blogger tarafından desteklenmektedir.