Ocak 09, 2013

Momo ~ Michael Ende


Yine bir Michael Ende, yine güzel satırlar yorumu. Maceraya bu kez küçük bir kız çocuğu ile dalıyoruz. Momo adındaki bu küçük kız çocuğu bir gün bir kente gelir. Ne kendisi ne ailesi hakkında bir bilgimiz yok. Kimsesiz, tek başına öylece kente gelen bu kız çocuğu önce kentte yaşayanların dikkatini çeker ve onu hemen benimserler. Kentin eski zamanlarından kalma amfitiyatorda Momo'ya yaşayabileceği küçük bir oda hazırlanır. Momo'yu kent sakinlerinin böyle kısa sürede benimsemesinin nedeni çok az insanın başarabildiği bir şeyin âlâsını yapabiliyor olmasıdır: Dinlemek. "Momo, karşısındakileri aptal insanların bile aklına parlak düşünceler getirecek şekilde dinlerdi."

Gel zaman git zaman Momo'nun bir şeyler anlatmak, dertlerini paylaşmak isteyip gelen bir sürü arkadaşı olur. Kentteki herkes mutlaka Momo'yu ziyaret eder, hattâ bu durum zamanla kent halkı içerisinde bir deyime bile dönüşür.


Momo kitabın başında tam olarak yüz iki yaşında olduğunu söylese de kitapta biz okuyuculara yansıtılan on iki on üç yaşındaki bir kız figürü. Momo'nun kente gelmeden önceki yaşamı o kadar havada ki, açıkçası kitabın sonunda bu "yüz iki"nin gerçeklik payı mı olacak diye beklemedim değil. Fakat böyle bir açıklama yapılmıyor. Kitap sadece Momo'nun kente gelmesinden sonrasını işlemiş.

Momo kentteki yetişkin herkesi çok seviyor olsa da onun bir yetişkin olmadığı anlaşılıyor. Yaşıtları olan çocuklar onun yanında oynanan oyunlarda öyle yaratıcı ve öyle istekli oluyorlar ki, bu da Momo'nun bir diğer özelliği: Hayalleri gerçekliğe yaklaştırmak.

Fakat...
Kentte bir şeyler değişmeye başlar. Başta çok fark edilmeyen bir durum olsa da gün geçtikçe daha fazla fark edilen bir değişim. Artık kent halkının hiçbir şeye zamanı yoktur. Momo'yu ziyaret etmeye ya da kendilerinden başka herhangi bir şeye vakit ayırmaya asla fırsat bulamamaktadırlar. Momo her gün bir sürü ziyaretçisi olmasına öyle alışmıştır ki işlerin yolunda gitmediğini sezmeye başlar.

Her ne oluyorsa bu, çocukları etkile(ye)meyen bir şeydir. Momo'nun onunla yaşıt arkadaşları yine Momo'nun yanına gelmeye devam eder ve Momo onlara yolunda olmayan bir şeyler olduğundan bahseder. Çocuklar da bunun farkındadır. Artık aileleri onlara ilgilenmeye bile vakit ayıramamaktadır. Momo bir süre sonra sebebi keşfeder: Duman Adamlar.

Duman Adamlar insanların vakitlerini boşa harcayarak aslında kendilerinin ürettiği yaratıklardır. Ve artık çeşitli düzenbazlıklarla insanları ikna ederek onların zamanlarını çalmaktadırlar. Momo arkadaşlarıyla beraber kentteki herkesi bilgilendirmek için bir yürüyüş düzenlemeye karar verir. Fakat bu yürüyüşü bile kimse fark etmez. Fakat Duman Adamlar Momo'nun farkındadır artık.

Momo'yu peşine düşen Duman Adamlar'dan Kassiopeia kurtarır. Çünkü Kassiopeia olacakları tam olarak* yarım saat önceden bilmektedir. Kassiopeia Hora Usta'nın kaplumbağasıdır, Hora Usta ise -tam adıyla Secundus Minutius Hora- bir anlmada zamanın kendisidir. İnsanların yüreklerine zamanı dağıtan kişidir. Kassiopeia Momo'ya onu takip etmesini sırtında ışıldayan kelimelerle anlatır ve onu Hora Usta'nın yanına sağ salim getirmeyi başarır.

Momo kentteki tüm arkadaşlarına, özellikle de Gigi ve Çöpçü Beppo'ya tekrar kavuşabilmek için Hora Usta'yla yaptığı planı ne pahasına olursa olsun gerçekleştirmek zorundadır. Bu plana göre Momo Duman Adamların, insanların saat-çiçeklerini biriktirdikleri kasalarına girmesi ve herkesi kurtararak Duman Adamları yok etmesi gerekmektedir. Fakat bu ancak bir şekilde mümkündür: Hora Usta zamanı durduracak, böylece Duman Adamlar'ın beslenme sıkıntısı başlayacaktır. Ama tüm zaman durmuş ve hiçbir şey hareket etmezken Momo bunu nasıl başarabilir?

Hora Usta Momo'ya tek bir saat çiçeği verir. Momo'nun bir saat içinde o kasaya ulaşmış olması ve insanlara zamanlarını geri vermesi gerekmektedir. Yoksa bütün dünya sonsuza dek hareketsiz ve zamansız kalacaktır.

Momo, üzerinde Michael Ende adı yazmasa dahi bu kitabı kaleme alanın o olduğunu anlayabileceğimiz bir kitap. Hep olduğu gibi satırların alt anlamlarında saklı olan bir sürü öğüt, bir sürü ders var. Akıcı bir şekilde okunan satırlar toplam üç yüz üç sayfa. Ve kitap kırmızı punto ile yazılmış. Bitmeyeck Öykü ve Dilek Şurubu'nda olduğu gibi Momo da Kabalcı'dan çıkıyor. "Üstelik yine hem çocuklara hem de çocuk kalmaya çalışan büyüklere..."

Kassiopeia bu konuda oldukça hassastır.



3 Yorum:

deli gibi dedi ki...

Kitaplarda kesişen yollarımız olmuş , Ben bu kitabı çok sevdim, paylaşmaktan zevk duyarım. Çocuk kitabı mı, felsefe mi, tasavvuf mu, fantastik mi ? Ben ce nasıl görmek istersen . Öğrenecek çok şeyi olduğunu düşünenlere, nasibince :)

Hera Eheres dedi ki...

Yollar kitaplar sayesinde kesişiyorsa merhaba demeye can atmak işten bile değildir. Ende hakkında uzun sohbetlerin edilmesi gereken bir yazar; ne diyeyim o hâlde: "Hancı, et getir!" (:

Ülkü İmam Hatip Ortaokulu dedi ki...

teşekkürler çok işime yaradı doğrusu siz de lütfen bizim bloğumuzu ziyaret edin ortaokul bile olsak dergi çıkartıyoruz

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Hera Eheres. Blogger tarafından desteklenmektedir.